(A) Sosyal Medya  | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

(A) Sosyal Medya  | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

18 Ağustos 2019 Pazar
(A) Sosyal Medya 

Sosyal medyanın faydalarını ve zararlarını konuşmadan önce sosyal medyanın ne olduğuna değinmek daha isabetli olacaktır. Kullanıcı tarafından ortaya konan/üretilen içeriğin kullanıcının kendisi ile yayıldığı ve paylaşıldığı tüm ortamlara ”sosyal medya” denir.

İnsanların artık yaşamlarının bir parçası konumuna geldiğini çeşitli kurumların yayınladıkları istatistikleri incelediğimizde rahatlıkla söyleyebilmekteyiz. Tüm dünyada her üç kişiden ikisi herhangi bir sosyal medya ortamında yer almaktadır: 18-25 yaş arası gençlik bu oranın %82’sini oluşturmaktadır. 955 milyon kullanıcı sayısı ile Facebook bir ülke olsaydı Çin ve Hindistan’dan sonra dünyanın en kalabalık 3. ülkesi olurdu. Son olarak da Avrupa’nın en çok internette zaman geçiren ülkesi de hepinizin tahmin ettiği üzere Türkiye’dir. Tüm bu istatistikler göz önünde bulundurulduğunda toptan red aşırı kolaycılık olur ve hâlihazırda verdiği zararlardan çok daha fazlasına sebep olacaktır.

Bir ekran kadar dar olduğu gibi dünya kadar geniş ve bilinçli kullanılmadığında insanları isminin aksine asosyalleştiren sosyal medya, bünyesinde birçok zararı barındırmaktadır. Ancak bir şeyi değerlendirirken bilerek veya bilmeyerek faydalarını bir kenara bırakıp sadece zararlarından bahsetmek doğru bir davranış değildir. Ölçüsüz kullanılan her şey zararlıdır, azı da çoğu da zararlıdır. Biz Müslümanlara her işimizde orta yol tavsiye ve telkin edilmektedir.

Sosyal medya ne tamamen karşı konulması gereken ne de tamamen teslim olunması gereken bir mecradır. Sonuç olarak zehri de panzehri de bünyesinde barındıran ve vazgeçemediğimiz bir mecradan bahsediyoruz, madem bu kadar ilgi görüyor o zaman bununla yaşamayı, doğru kullanmayı öğrenmeli ve öğretmeliyiz.

Hayatta her şeyin bir pozitif bir de negatif yanı olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Bizler bu sebeple karşılaştığımız yeni durumlarda külliyen red ya da sorgusuz kabul yoluna gitmek ile her türlü zarar eden taraf durumunda oluyoruz. Olması gereken ise her meselede olduğu gibi karşılaşılan bu yeni durumlarda toplumun önde gelenlerinin işin artısını, eksisini açık bir şekilde ortaya koyması gerekir. Konumuz olan sosyal medya özelinde düşünecek olursak son dönemde ortaya çıkmış ve her gün yeni bir nevi ile tanıştığımız, adeta yuvarlanan bir kartopu gibi kitleleri her geçen gün bünyesine katarak, en zirveden en aşağıya doğru toplumumuzu ve de kültür ve değerlerimizi sürükleyen bir mecra hakkında din adamlarımızın, psikologlarımızın, sosyologlarımızın yani aydınlarımızın üzerine birçok vazife düşmektedir. Yavaş yavaş mesele üzerine yazılar yazılsa da reeldeki tabloya baktığımda gerekli bilincin aşılanamadığını görmekteyim.

Dikkatimi çeken yanlış kullanımlara değinecek olursam gördüğüm kadarıyla facebook, instagram gibi sosyal medya ağları toplumumuzun mahremiyet perdesini yırtmış bulunmaktadır. Ne yazık ki hanımefendiler ve beyefendiler boy boy resimleri ile milyarlarca insanın bilgisayarlarına, cep telefonlarına, tabletlerine kadar girdiklerini ve hiçbir izinleri olmadan buralarda bulundurulabileceklerini unutmaktadırlar. Normalde sokaktan geçen biri eşinin resmini istese şiddete başvuracak bu derece hassas insanımızın aynı eşinin, kızının resmini milyonlarca kişi ile paylaşması hep garip gelmiştir bana. Peki, bunun önüne geçilemez mi? Tabi ki geçilebilir ama ne yazık ki çoğu kişi bunu önemsememektedir. Oysa gerekli gizlilik ayarları yapılarak ve arkadaş listesi güvenilir kişilerden oluşturularak sağlanabilir.

Peki yeterli mi? Hayır, bu da yeterli değil bir de işin mahremiyet boyutu var her ne kadar kişi listemizdekiler iş , okul yada mahalle arkadaşımız da olsa Allah’ın mahrem kılıp kılmadığı kişilere tekrar bakmanızı rica edeceğim.! Ne yazık ki bu şekilde hayatlarımız günden güne mahremiyetini yitiriyor ve onarılması çok güç manevi, ruhsal rahatsızlıkları toplumun kılcal damarlarına pompalıyor. Yine tekrar etmem gerekiyor ki topluma yön veren büyüklerimizin, toplum özellikle de gençler tarafından hayatlarının vazgeçilmez bir parçası olarak görülen sosyal medya hakkında söylemleri ; kullanmayın!, kapatın! şeklinde değil de ıslah edici şekilde olmalı ve de aksine kendileri daha aktif kullanmalı ve toplumu doğru kullanım noktasında yönlendirmelidirler..

Tabi meselenin birçok boyutu olduğunu daha önce zikretmiştik, konunun mahremiyet boyutu olduğu gibi psikolojik ve sosyolojik boyutu da görmezden gelinmemeli. Bireyler paylaşım yaptıkları içeriklerin yani resim, yazı vb daha çok beğenilmesi, daha çok paylaşılması yarışına giriyorlar ve kendi kıymetlerini bu şekilde ölçüyorlar. Yani resmi daha çok beğenilen, hesabı daha çok takip edilen daha üstün, başarılı ve gözde oluyor!

Bir içler acısı tablo da meselenin sosyolojik boyutuna baktığımızda karşımıza çıkıyor. Bireyler, özellikle de gençler artık evlerini bırakın odalarının kapısından dahi dışarı adım atmadan “asosyalleştiren sosyal medya”da, herkesin aslında gerçekte olmadığı ancak olmak istediği kişi gibi kendini sunduğu mecralarda bir sosyalleşme süreci geçiriyorlar. Bu geleceğimiz adına çok vahim bir tablo çünkü gün geçtikçe insanlar reel sosyal hayatın içinden suni bir sosyal hayatın içine çekiliyorlar, yine bir çay bahçesine gittiğinizde aynı masa etrafında toplanmış bir grup arkadaşın sohbet etmek için bir araya geldikleri ortamda bile telefonlarıyla meşgul olduklarına şahit olmuşsunuzdur çok zaman… Durum bu kadar vahimken yapılması gereken; bireylerde öz denetim mekanizmasının geliştirilmesi, tekrardan gerçek sosyal hayatın içine çekecek organizasyonların düzenlenmesi, tekrar söylemeden geçemeyeceğim; akademik kadroların bu mesele üzerine eğilmeleri gibi birçok şey zikredilebilir.

Peki ya bu sosyal medyanın hiç mi bir faydası yok! Sen sanki kullanmıyorsun! Dediğinizi duyar gibiyim, yukarıda da zikrettiğim gibi ben sosyal medyanın birçok faydası olduğuna, hayatımızı kolaylaştırıp, hızlandırdığına inanan bir kişiyim. Nitekim bu kimsenin inkar edemeyeceği bir gerçektir. Örneğin yolunu izini kaybettiğimiz eski dostlarımıza ulaşmamızı sağlayan, sosyal hayatımızın akışı içinde bir aksaklık gördüğümüzde en basitinden hiçbir dilekçeye gerek duymadan, bürokrasi merdivenlerini hızla aşarak şehrin belediye başkanına direk seslenebilmemizi sağlayan, birçok yardım faaliyetinin geniş kitlelere duyurulmasını sağlayan, İslam coğrafyasının en ücra noktasında bir zulüm olduğunda Müslümanları bir çağrı altında toplayabildiğimiz bir mecradan bahsediyoruz. Nitekim Arakan’daki, Mısır’daki, Suriye’deki zulmü çeşitli görsellerle çoğumuz, hatta medya dahi sosyal medya aracılığıyla duydu ve nakletti, çünkü cebinde akıllı telefon taşıyan her birey bu platformlar sayesinde adeta birer gazeteci konumunda oluyor ve dünyanın bir ucunda olan biteni bazen sadece bir resim karesiyle ya da bir tweetle dünyaya duyurabildiği gibi aynı oranda dezenformasyona da açık bir mecra olduğunu tekrardan hatırlatmak isterim!

Sosyal medyanın günümüz dünyasında rejimleri yıkan, devlet büyüklerini istifa ettiren, insanların işten atılmalarına sebep olan, fitnenin toplumda yayılmasına ve bu şekilde geniş katılımlı toplumsal eylemlere sebep olan bu denli güçlü bir argüman olduğundan yola çıkarak şu şekilde sözlerimi noktalıyorum; sosyal medya denen gerçeği asla hafife almamalıyız. Hepinizin yakından tanıdığı bir medyatik sosyal medya kullanımının getirdiği ve getirebileceğini varsayabildiğimiz zararlara dikkat çekmek için şöyle bir ifade kullanmıştı; “bir gün gelecek insanlar sosyal medyadaki faaliyetlerinden (resim, yazı vb.) dolayı soyadlarını değiştirmek isteyecekler.” Ben dikkatinizi celp etmek için daha iddialı ve mübalağalı bir ifade kullanmak istiyorum “insanlar geçmişte sosyal medyada yazdıkları ve paylaştıklarından dolayı gelişen teknolojinin de etkisiyle bırakın sadece soyadlarını değiştirmeyi bir gün yüz nakli yaptırıp başka bir kimliğe bürünmek isteyecek bir psikolojiye düşecekler..! Herkesin, her adımı kaydedilen bir sosyal medya geçmişinin olduğunu unutmayın, paranoyakça bir yaklaşımım olduğunu düşünenlere Hitler’in şu sözüyle cevap vermiş olayım;

“Paranoyak olmadığımız, takip edilmediğimiz anlamına gelmez...

Sevgilerimle... Mahmud GÜR.

Düzenleme : 22 Mart 2018 00:45 Okunma : 2350