Ahmet Dinç: Feraset | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Ahmet Dinç: Feraset | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

21 Mayıs 2018 Pazartesi
Ahmet Dinç: Feraset

Çocukluk yıllarımızda, babam bizlere kızdığı zamanlarda ''Allah size akıl, fikir, feraset versin oğlum'' derdi. Sonradan anladım ki; büyüklerimiz zamanında bizlere kızarken bile dua ederlermiş. Ve yine yaşadıkça anladım ki; feraset çok önemliymiş. Akıl, fikir evet ama feraset olmadan olmuyormuş işte.

Feraset; TDK sözlüğünde karşılığını; anlayış, seziş, sezgi olarak bulmakta. İçsellemek yani. Teffekkür etmek de vardır dilimizde. Ne kadar karşılığı derin düşünmek olarak algılansa da, düşünce ne kadar derin olursa olsun sadece düşüncedir aslında.

Ta ki yüreğe inmekdikten sonra. Yüreğe inmesi demek, onu derinden hissetmek demektir. Ve yaşamına yavaş yavaş sirayet etmesi halidir. Okuduklarını, gördüklerini ve yaşadıklarını içselleyip, içindekilerle paçal ederek bencelerini oluşturamamışsan, onları hayatına geçirip, eylemlerinde ve söylemlerinde fark edilir kılmamışsan, hiçbir anlamı yoktur tüm bunların. Sadece okuyorsundur, sadece yaşıyor veya sadece görüyorsundur.

Ama sadece iki gözün ile gördüklerini. Oysa '' Gözler pencere misalidir, düşünceler görür aslında'' Gördüm sandıklarını da görmüyorsundur oysa. Epiktetos (Denizli -  Pamukkale civarında doğduğu kabul edilen, köle olarak satılarak Yunanistan'a giden bir filozoftur. Özgürlüğünü elde ediş hikayesi de ibretliktir. İnşallah başka bir yazımızda da buna değiniriz. Bizi esir eden arzu ve isteklerimize, yani bizi esir eden bize.) der ki; koyunlar ne kadar ot yediklerini çobanlarına göstermezler. Fakat yediklerini hazmedip onları, süte ve ete dönüştürürler.

Sen de cahillere vecizeler döktürmekten sakın. Hazmettiklerini davranışlarınla göster. Yani hazmetmek meselesidir feraset. Bilginin, ilminin ışığında görebilmek, bakabilmek meselesi. Fikir ettiğini aklın süzgecinden geçirerek, yüreğine indirebilmektir. Yaşamın boyunca geliştirerek, tüm eylemlerine ve tüm söylemlerine sirayet etmesi meselesi. Anadolu'muzda ''Feraset ehli'' diye bir söz vardır. Bilen dostlar bilir.

O kişilerin sözleri önemsenirdi. Bu kişilerin sözleri yürekten çıktığı için mutlaka akacak yürekler bulurlardı. Bir dağın yamacından bakar gibi; genişti bakış açıları. Oysa hazmedemeyen, sadece bilen insanların sözlerİ, dildenden çıkmakta ve maalesef kulakları aşamamakta. Bakın yüzlerce yıl önce yaşamış nice düşünürlerin, Anadolu erenlerinin sözleri de böyle değil mi? Yüzlerce yıl öncesinden kopup gelerek düşün dünyamıza ışık olmakta, hapsolduğumuz karanlıktan, aydınlığa çıkarmakta.

Babam bize ferasetten sadece bahsetmekle kalmayıp, eylemleriyle yaşadığı süreçte, hatta ölümünden sonra bile örnek olmuştur. 9 yaşında kaybettiği annesinin özleminden dolayı, 89 yaşında vefat etmeden önce mezar yerini belirlerken ''Annemi çok özledim, o'nun yanıda olmak istiyorum'' dediğinde. Yanı boş olduğu halde ''Hayır o benin annem ne haddime, şuraya ayağının dibine gömün beni'' demesi.

Bizlerin haberi olmadan mezarını orada hazır etmesi, ölümünden sonrasında bile verdiği en güzel feraset dersiydi bence.
Rabbim akıldan, fikirden ve ferasetten ayırmasın bizleri...
Saygı, sevgi ve selamlarımla...

Yaşamak

İnsana gittiği yoldur değer katan

Hedefe varırsın, varmazsın belli olmaz.

Kilim tezgâhında ilk ilmeği atan

Bakarsın da son ilmekte eli olmaz.

 

İki göz ile gördüm sanan

Gördüklerin içine akmaz.

Çiçek tarlasında yürürsün de

Özünde dirhem bal olmaz.

 

Ehli dilim sanıp, laf satarsın

Sırtından söylerken ter akmaz.

Bilmez misin ki, dilden çıkan

Kulaktan öte yer bulmaz.

 

Ceylan misali kokuyu dışta sanan

Aşmadığı dağ, bayır kalmaz.

Azrail son pençeyi vurduğunda

İçindeki kokudan murat almaz.

 

Yüklen ahali, işte tahta sandık

Can varacağı yere vardı artık

Omuzunda ki nafile ağırlık

Senin halini, senden başka bilen olmaz.

Ahmet Dinç.... Kayıp Anahtar....

Düzenleme : 17 Mart 2018 18:22 Okunma : 1474