İngiliz Ajanının Ereğli ve Karacadağ Notları | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

İngiliz Ajanının Ereğli ve Karacadağ Notları | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

22 Ocak 2019 Salı
İngiliz Ajanının Ereğli ve Karacadağ Notları

GERTRUDE BELL, 1905-1907 YILLARI ARASINDA EREĞLİ'DE SEYAHATLER YAPAN, İNCELEMELERDE BULUNAN BİR İNGİLİZ AJANIDIR.

Sonraki yıllarda, Çanakkale Savaşı'nda kaybettiği sevgilisinin öcünü almak için, Ortadoğu topraklarını Türklerden satın alan birisidir aynı zamanda. Ve gezilerinde ona eşlik eden ise, bölgede yaşayan Halepli Ferruh diye birisidir.

Seyahat bitiminde, Ferruh'u İstanbul'a götürmek istese de Konya Valiliğinin, içişlerine yazdığı yazı ile buna müsaade edilmemiştir.

Ereğli'de; İvriz bölgesinde, Karacadağ bölgesinde, Karaman Karadağ'da ve Hasan Dağı'nda geziler yapmış olan Gertrude Bell'in, bu bölgeleri gezerken, babası Sir Hugh Bell ve üvey annesi Dame Florence Bell'e yazdığı mektuplara, tarih araştırmacısı Hilmi Erel Hocam ulaşarak tercüme ettirip kitaplaştırdı.

Gertrude Bell, İvriz gezisinden bahsederken, İvriz'i, 'Anadolu'da eşi bulunmayan bir vadi' olarak nitelendirir. Ereğli'yi ise, 'bahçelerine rağmen sefil ve gelişmemiş bir yer' olarak değerlendirir. 1905 yılında, İvriz Kaya Anıtını, Kızlar Oğlanlar Sarayını ve o bölgede bulunan mağaraları gezdikten sonra, İvriz Köyü'nde bir köylünün kendisine yumurta, süt, bal ve dünyanın en büyük fındıklarını getirdiğini yazar. Dünyanın en büyük fındıklarından kastının, ceviz olabileceğini düşünüyorum.

Bell'in mektuplarında, Karapınar-Karacadağ çevresindeki çorak alana tuz çölü demesi dikkat çekici. Karacadağ gezilerinden bahsederken, Karacadağ'ı, henüz kimsenin el değmediği bir yer olarak tasvir eder ve Karacadağ'ı anlatırken, her yerinden pınarlar akan vadilerden bahseder.

Karacadağ'ın, Karadağ'daki kalıntılardan daha eski bir tapınak merkezi olduğunu gözlemleyen Bell, Karacadağ gezisinin ilk turu sonrası mektubunda şu ifadeye yer veriyor: "Karacadağ gezisi sonrası, sığınacak ağaç ararken, Emir-El Gazi adında bir köye gittik. Herkes yaylaya gittiği için burada kimse yoktu. Sonunda, bize öğle yemeğini yememiz için nefis bir şekilde soğuk olan caminin içine gitmemizi söyleyen yaşlı, sağır bir adam bulduk"

Karacadağ'da, Salur Köyü'ne bağlı İkikuyu yaylasından bahsederken, buraların tamamen Kürt köyü olduğunu söylüyor ve hem Salur'da hem de Karaören'de, tarihi çok eski olan manastırların çizimlerini yaptığından bahseden Bell, Emirgazi'nin doğusunda bulunan Çakallı Kuyu adlı yerde buldupu kitabeleri de incelemiş ve bu kitabelerden, Beyören Köyü'nde daha fazla olduğunu belirtmiştir. İngiliz ajanın, Karacadağ'da en çok yavşan bitkisini sevdiğini, hem mektuplarından, hem de mektuplarının arasına sakladığı yavşan yapraklarından anlayabiliyoruz.

Bell'in mektuplarından öğrendiğimiz bir başka konu da, o dönemde, Adana ve Tarsus'dan getirilen genç Hıristiyan kız ve erkeklerin, Ereğli ve çevresinde misyonerlik faaliyetinde bulunduklarıdır.

Hilmi Erel'in, 'MS. Bell'in Ereğli Mektupları'nın da içinde yer aldığı kitap setini temin etmenizi öneririm. Gerçekten güzel bir çalışma...

Düzenleme : 29 Aralık 2018 16:22 Okunma : 14925