Ereğli'de Yaşamış Bir Ermeni Ailenin Anılarından | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Ereğli'de Yaşamış Bir Ermeni Ailenin Anılarından | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

19 Ağustos 2018 Pazar
Ereğli'de Yaşamış Bir Ermeni Ailenin Anılarından

Ereğli, 1950'li yıllara kadar Ermeni aileler ile Türk ailelerin bir arada yaşadıkları, birbirlerinin geleneklerine, inançlarına, yaşam tarzlarına saygı duyan bir şehirdi.

Gerek Milli Mücadele döneminde, gerek sonraki yıllarda ülkenin birçok yerinde yaşanan Türk-Ermeni gerilimleri Ereğli'de yaşanmadı. Güngörmüş, farklı milletlerin ve farklı inançların bir arada yaşayabildiği bir toplum yapısı, toplumsal gerilimlere meydan vermemiştir. 1920-1946 yılları arasında Ereğli'de yaşamış bir Ermeni ailenin anılarını, o ailenin çocuklarından Sarkiz Çerkezyan; Yasemin Gedik tarafından hazırlanan Bu Dünya Hepimize Yeter isimli kitapta toplamış.

1915 yılında uygulanan tehcirde, Trakya'dan Hatay'a kadar, Bağdat Demiryolu üzerinde bulunan yerleşim yerlerindeki Ermeniler, tehcire tabi tutulur. Ereğli de, bu güzergah üzerindedir. Batı'dan gelen Ermeni aileler, yolculuk esnasındaki zorlukları çocukları yaşamasın diye, güzergah üzerinde bulunan Ereğli'nin Züğürtler isimli köyünde, güvendikleri ailelere, küçük çocuklarını bırakmışlar ve yolculuklarına öyle devam etmişler.

Çerkezyan ailesi de, tehcire tabi tutulan ve tehcirden birkaç yıl sonra yeniden Karaman'a yerleşen ailelerden. Tehcir sonrası yeniden eski yaşadıkları yere ger dönebilseler de, ikinci bir  kararla, bu sefer erkekler tehcir edilir. Karamanlı Gazaros Çerkezyan, ikinci defa tehcir edilmemek için kaçak yaşamaya başlar. Ancak sonunda yakalanır ve cezaevine konur. Sonra da Ereğli'ye sürgün edilir ve taşınmazlarına el konulur.

Gazaros Çerkezyan, Armanak Bezirciyan isminde Adanalı bir Ermeni'ye, taşınmazların iadesi için açılan davayı takip etmesi amacıyla vekaletname verir ancak mahkemeyi kazanmasına rağmen, hükümet tarafından yayınlanan kararla, taşınmazların geri iadesinin yapılamayacağı bildirilir. Davanın ikinci defa açılması neticesinde, Ereğli'de sürgünde bulunan Gazaros'u öldürmek için kiralık katil gönderilir. Kiralık katiller, aynı zamanda Gazaros'un da yakın arkadaşı olan, Ereğli'de Deli Mustafa Ağa'nın oteline yerleşirler. Biraz sohbetten sonra adamların niyetini öğrenen Deli Mustafa Ağa'nın çocukları, katilleri Ereğli'den kovarlar.

O dönemde, bir şehirden diğerine yerleşebilmek için hükümet izni gerekiyor. Karamanlı Gazaros, Ereğli'den Karaman'da bulunan ailesine mektup yazarak Ereğli'ye yerleşmeleri talimatını verir. Gerekli izinleri alan aile de, Ereğli'ye gelerek, eski bir eve yerleşirler. Burada yaşamaya başlarlar. Bu arada, Karaman'dan Ereğli'ye gelirken, fazla eşyalarını emanet verdikleri Karaman Müftüsü'nden, bu eşyalarını daha sonraları geri isteseler de alamazlar.

Deli Mustafa Ağa da, eşi Rabia Hanım ve çocukları Arif, Şahan, Memduh, Aslan, Fadimana ve Bahriye ile birlikte, ticaretten arkadaşı olan Gazaros ve ailesinin Ereğli'deki sorunlarıyla da yakından ilgilenir.

Konya'da Delibaş İsyanı çıktığında, Deli Mustafa Ağa'yı Karaman eşrafı Karaman'a çağırır ve Karaman'daki Ermenileri sürgün edeceklerini, Ereğli'nin bu konudaki yaklaşımının ne olduğunu sorarlar. "Sizin asaletinize o yakışır, Ereğli'nin asaletine ise yakışmaz" diye yanıtlayarak döner Ereğli'ye. Tabi aynı gündem Ereğli'de de vardır.

Ereğli eşrafı, Deli Mustafa Ağa'ya, Karamanlıların sürgün kararını sorarlar ve Ereğli'nin nasıl hareket edeceğini sorarlar. Deli Mustafa Ağa, bugün bile söylenegelen bir yanıt verir: "Bir pilav yapsan, su yerine tereyağı koysan, ama tuz atmasan yenir mi? Yenmez. İşte azınlıklar, memleketimizin tadı tuzudur"

Mustafa Ağa'nın bu sözü üzerine Ereğlililer, Ermeniler'e dokunmazlar. Günlük hayatlarını, ilişkilerini daha da geliştirerek sürdürürler. Çerkezyan ailesi ise, süreklin diken üstünde, ailenin reisi Gazaros Çerkezyan'ın kimi zaman idam edildiği sanısı, kimi zaman Karacadağ'da öldürüldüğü söylentileriyle ara ara çok sıkıntılı günler de geçirirler.

Bu arada ailenin çocuklarından Sarkis Çerkezyan, eğitim için gittiği İstanbul'dan, parasızlık nedeni ile eğitimini yarıda bırakarak Ereğli'ye geri döner ve birçoğu Ermeni olan ancak korkudan adını değiştirmiş olan fotoğrafçıların yanında çalışmaya başlar. Aldığı ücret yetersiz olunca, bir yakınının yanına marangoz çırağı olarak girer ve marangozluk mesleğini kapar.

1942 Haziran'ında askere gider ve askerde iken babası Gazaros Çerkezyan'ı kaybeder. Askerlik dönüşünde, Köy Enstitülerinin mobilya işini yapar ve Sümerbank'ın inşaatında çalışır. Bu süreçte, Ereğli'de, Nevzat isimli biriyle sıkı bir dostluk kurar. Ancak hayat şartları, Çerkezyan ailesini, 1946 yılında Ereğli'yi tamamen terk etmelerine yol açar.

Ereğli'de yaşamış olan ancak çeşitli sebeplerle Ereğli'yi terk ederek İstanbul'a yerleşen Ermeni ailelerin, Ereğli'yi unutmadıklarını, Ereğli'ye yaptıkları ziyaretlerden anlayabiliyoruz. Ereğli'nin eskilerinden dinlediklerimizde de, Ereğli'de yaşayan Ermeni aileler ile Türk ailelerin birbirleriyle kavgasız, sıkıntısız günler geçirdiklerini, birbirlerinin inancına, ibadetine, yaşam tarzlarına, eğitimlerine karışmadan, hoşgörüyle yaklaştıklarını dinliyoruz.

Ermeni ailelerin yaşadıkları mahallelerde, o dönemleri hatırlayan Ereğlili aileler, o günleri hasretle anıyorlar. Bu, insanların hoşgörü odaklı yaşamaları halinde dil, din ve ırk kavramının geçersiz olduğunu, birincil olanın insan olmak olduğunu gösterir.

Mesut Şahin Yazdı…

Okunma : 3661