Farkındalık Eğitimlerine İslami Bakış | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Farkındalık Eğitimlerine İslami Bakış | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

18 Temmuz 2018 Çarşamba
Farkındalık Eğitimlerine İslami Bakış

İşitmekle duymak, bakmak ve görmek aynı şeyler değildir. “Bir göz ki onun olmaya ibret nazarında, ol sahibinin düşmanıdır başı üzerinde” diyerek Niyazi-i Mısrî farkında olmayı, bakmayı ve görmeyi iki dizeyle bizlere anlatıyor.

Günümüzde eğitimciler, kişisel gelişim uzmanları farkındalık üzerine eğitimler veriyorlar, farkındalığı; düşünme, algılama olarak açıklıyorlar. Ancak gören gözümüz, işiten kulağımız her şeyi görüp duyabiliyor mu? Rabbimizin yarattığı harika sanatlara bakıyoruz, görüp, ibret nazarıyla farkında olabiliyor muyuz? Yoksa İbrahim Edhem Hazretlerinin evinin damında devesini arayan adam gibi, mecazda manayı mı aramaya çalışıyoruz?

Çevremizde görme engelliler için, teselli vermek amacıyla, “Dünya artık görülecek gibi değil, etraf kötü.” gibi sözler söyleniyor. Biz de onlara diyoruz ki, gözümüz görmüyor, sabrediyoruz, kısacık dünya karanlığını inşallah ebedî aydınlığa Rabbim nasip ederse tercih ediyoruz.

Ancak gözü gören dostlarımız bizlerden daha şanslı, eğer bakıp görmeyi bilirse, gördüğünü de idrak ederse, yaratılanın güzelliklerinden ötürü Yaradan’a şükredince sevap kazanıyor.

Haram ve kötüyü görüp yüz çevirince kötüye nazar etmediği için yine sevap elde ediyor. Hem sabrın mükâfatı, hem de şükretmenin güzelliğini fark ediyor.

Sokakta kaldırımda yürürken, elindeki telefonun ekranına bakanlar, mağaza vitrinlerini izleyenler gelip bana çarpıyorlar. “Affedersiniz” sözleriyle gönül alma yoluna gidiyorlar.

Ben de acaba ben mi körüm, onlar mı görmüyor cümlesini aklımdan geçiriyorum.

Kırlarda yürüyüş yaptığımızda, gündüz kuş seslerini, bizler için akşam çekirgelerin, nağmelerini duymadan işittiğimizi sanıyoruz. Ve kulaklarımız iyi duyuyor diye etrafa caka satıyoruz.

Biz kendimizi fark etmeden yaşıyoruz, başkalarının bizi fark etmesini bekleyerek ömrümüzü bitiriyoruz. Hayata yüreğimizle bakmayı bilemiyoruz. Bize verilen nimetlerin idrakine varamayıp anlamsızca verilenleri tüketiyoruz. Ve hayat bakılanların görülmeyenlerinde, duyulanların işitilemeyenlerinde, geçip gidiyor, sonra bakmayı öğreniyoruz, ama bu bakış, arkamıza bakmanın acı öğretisi olarak iyi bir öğrenme süreci olmuyor.

Keşkelerin olmadığı bir hayat sürmeniz dileklerimle.

Selman DEVECİOĞLU

Düzenleme : 15 Nisan 2018 01:49 Okunma : 870