Kutsal Baston | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Kutsal Baston | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

17 Kasım 2018 Cumartesi
Kutsal Baston

Yazı da kullandığım başlığı yadırgayanımız olacaktır ama açıklama yapınca bana hak vereceğinizi düşünüyorum. İnandığımız dinimiz, yaşadığımız ülkemiz, bayrağımız, sayabileceğimiz birçok kıymetli değerlerimize kutsiyet atfederiz.

Kullanmasını bilen bir görme engelli için ellerimizdeki beyaz Baston da bizim için kutsaldır. Rabbimize sığınır, besmeleyle elimize alır yola revan oluruz.

15 ekim beyaz baston güvenlik günü, ocak ayında beyaz baston haftasını belirli günler içerisinde hatırlarız.

Çevremizde bastonla yürüdüğümüzdü gören, engelsiz vatandaşların bazıları, onun ucunda kamera olduğunu düşünür, otobüste mola yerinde onunla tuvalet deliği açtığımızı bile sananlar olmuştur. Ancak ne ucunda kamera var, nede tuvalet deliği açacağı olarak kullanıyoruz. Hazreti Musa’nın asasından esinlenilmiş, tarihte görmeyenler kullanmaya başlamıştır. Bin dokuz yüzlü yıllarda gözünü kaybeden bir fotoğrafçı etraftakilerin kendini fark etmesi için bastonunu beyaza boyamış, bundan sonra 15 Ekim beyaz baston günü diye anılmaya başlanmıştır. Belli bir tutuş şekli olsa da kullanırken cesaret çok önemlidir, bazı görme engelli çocuğu olan aileler yanıma gelerek, çocuklarına baston kullanmamı öğretmemi istiyorlar. Bende onlara diyorum ki önce çocuğunuza cesaret aşılayın, diğeri yarım saatlik iş.

Gazi üniversitesinde görev yapmış, görme engelliler öğretmenliği bölüm başkanı; Ayşegül ATAMAN hoca hakkında bir hikaye anlatılır. Ayşegül hoca yolda düzensiz baston tutan bir görme engelli görüyor, yanına giderek, “ben 25 yıllık özel eğitim öğretmeniyim, baston böylemi tutulur”? Diye

 Arkadaşımızın yanlışını belirtiyor. Görme engelli de cevaben; “sen 25 yıllık öğretmensin ama bende kırk beş yıllık körüm” diyor hocamıza.

Pek kimse bilmese de trafikte karşıdan karşıya geçeceğimiz zaman havaya kaldırdığımızda kırmızı ışık yerine geçiyor.

Trafiğin sıkışık olduğu bir zaman da karşıdan karşıya geçeceğim, bastonumu havaya kaldırdım ki belki arabalar fark eder. Yanıma bir vatandaş yaklaştı ve aynen şu cümleyi kullandı; “hafız o deyneği öyle kaldırma, biri gelir onu kafanda parçalar”. Tabi ben ne diyeceğimi bilemedim. Komik bir baston anısı olarak hatrımızda kaldı.

Birçok görmeyenin bastonu ilk kullanmaya başladığı zamanın hikayesi vardır. Benimde hikayem var ve sizlerle paylaşmak istiyorum.

Mahallemde bastondan haberim yoktu, bağımsız hareket yeteneğim o kadar gelişmişti ki evden iki kilometre uzaklıktaki camiye yürüyerek tek başıma gidebilirdim. İlkokulda hocalarımız bizlere baston tutuşu nasıl olur, yer yön tayini nasıl yapılır derslerini bizlere göstermiş ama pek uygulama fırsatımız olmamıştı. Lise yıllarında gideceğim birçok yere kendim ya da arkadaşlarımla giderdim.

Üniversite zamanlarımda bastonu çok az elime aldım.

Bir gün üniversitede işim biraz geç bitip otobüsle kaldığım yurda gitmek için şoföre ineceğim yeri söyledim. Ancak şoför beni unutunca tokinin oradaki köprüye kadar giderek yurdu epeyce geçtiğimi bilerek otobüsten indim. Ne yapacağımı bilmeden gelen geçen arabalara el kaldırmaya başladım, elimde bastonumda olmadığından hiçbir araba durmuyordu. Sonunda bir otomobil durarak beni gideceğim yere götürdü. Bu benim için bir deneyim olmuştu.

Yüksek lisans yapmak için Nevşehir’de öğrenci arkadaşlarımla kalmaya başladım. Nevşehir’i pek bilmiyor, hiç sokağa tek başıma çıkmıyordum. Bir gün gece telefonum suya düştü ve oksitlendi. Sabah tamir için gitmem gerektiğinde ev arkadaşıma söyledim, oda of diye sıkıldığını belirten bir cümle kullandı yada ben öyle sandım. Çok üzüldüm bir kez daha baston kullanmanın ve tek başına hareket etmenin önemini kavradım.

Tezimi yazabilmek için Ankara’nın Mamak semtinden bir görme engelli arkadaşla birlikte ev tuttuk arkadaşım Ankara’yı biliyor, ve bastona benden daha iyi hakim durumdaydı. Benim bağımsız becerimin gelişmesi için elinden gelen desteği veriyordu. Bizi ekmek almaya bakkala gönderiyor, Ankara’nın semtlerini adım adım gezdiriyordu. Bu yüzden benim için Ankara’nın önemi çok büyüktür. Bağımsız becerimi üstün bir şekilde kazandığım yer, sanki Ankara doğduğum şehir oluveriyordu.

Baston kullanmaya beni teşvik eden son olay, ales sınavı için ÖSYM merkezine rapor teslim etmem gerekti, Mamak semtinden Kızılay’a geçtim, oradan Bilkent üniversitesine gitmeye ihtiyacım vardı. Fakat kaybolmaktan korkuyorum, hemen kolaya kaçıp bir taksi çağırdım. Adresi söyleyerek, şoför arkadaşla muhabbete başladık, maneviyat üzerine konuştuk, Sivas’ta okuduğumu duyunca rahmetli Muhsin başkandan çok güzel şekilde bahsetti, sözleriyle gönlümüzü fethetmişti. İneceğimiz yere gelince kendisine borcumuzu sordum, 2009 yılının hesabıyla bana doksan tl bir ücret söyledi. Hatta daha pahalıymış ama benim için indirim de yapmış. Tabi mecbur istediği parayı verdim. Buda bana ders oldu.

Bundan sonra bastonu elimden hiç bırakmadım. Kendi işini kendin yap, düşsen de, çarpsan da, senin yaptığın sana daha çok haz veriyor. Elden gelen öğün olmuyor, oda vaktinde gelmiyor dedim.

Değerli Ereğlili hemşerilerim, 19 Ekim Cuma günü kitap söyleşimizde sizlerle buluşacağız. Şiirler üzerine engelliler üzerine muhabbet ederiz. Sizleri çok özledim.

Selman DEVECİOĞLU

Okunma : 1665