Zaman En İyi Öğretmendir | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Zaman En İyi Öğretmendir | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

09 Aralık 2019 Pazartesi
Zaman En İyi Öğretmendir

24 Kasım Öğretmenler Günü’nün olduğu hafta içerisindeyiz.

Geçmişe dönüp baktığımızda zamanın göz açıp kaparcasına geçtiğine ve üzerimizde büyük dersler bıraktığına şahitlik ettik. İlkokul yıllarımıza başladığımızda yedi yaşındaydık. Beşinci sınıftaki büyüklerimiz mezun olurlarken, biz ne zaman okulu bitireceğiz, bu kadar vakit nasıl geçecek? diye sorardık. Sekiz yıllık temel eğitimde aynı soruları tekrar sorduk.

Bir hocamız anlatmıştı, “Ben bir yıllık öğretmenken, yirmi yıllık bir arkadaşıma bakıp sanırsam biz bu kadar yıla ulaşamayız. Önümde kocaman zaman var diye düşünmüştüm. Ama şimdi arkama dönüp baktığımda bende yirmi yıllık öğretmen olmuşum.” demişti.

Konya Akşehir’de lise yıllarım, Sivas’ta üniversite hayatım ve Nevşehir’de yüksek lisans dönemlerim derken, memuriyet hayatıma Karabük ili Eskipazar ilçesinde başladım. Bizden yaşça ve tecrübece büyük arkadaşlara bakıp iç geçirdim. Şimdi baktığımda memuriyetimin on yılının dolduğunu görüyorum. Yaşlandığımızı hissediyorum. Okul yıllarımda değerli öğretmenlerim oldu. Hastalandığım zaman yatılı okullarda başımda bekleyen, sıcak sularla bitki çayları hazırlayan, baba şefkatli, anne merhametli güzel insanlar vardı. Hedeflerimize yürümemizde engelleri kaldırmaya çalışan, bizleri cesaretlendiren, kaptan öğretmenlerimiz olmuştu. Madencinin cevherleri yeryüzüne çıkardığı gibi, yetenek ve becerilerimizi gün yüzüne çıkaran, fikir madencileri eğiticilerimiz bulunurdu.

Taşı işleyip şekil veren taş işçileri gibi, zihinlerimize faydalı bilgileri nakşeden nakkaş gönüllü sanatçı muallimlerimiz yanımızdalardı.

Sizlerle, örnek bir öğretmen öğrenci kişisel gelişim hikâyesi paylaşmak istiyorum.

Öğretmenin adı Bayan Thompson'du ve 5. sınıf öğrencilerinin önünde ayakta durduğu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çoğu öğretmen gibi, onlara baktı ve hepsini aynı derecede sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi, çünkü orada en önde, sırasına âdeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı. Adı Teddy Stoddard. Bir önceki yıl, Bayan Thompson,Teddy'i gözlemiş, onun diğer çocuklarla oynayamadığını; giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapması gereken bir hâlde olduğunu görmüştü ve Teddy mutsuz da olabilirdi. Çalıştığı okulda Bayan Thompson, her öğrencinin geçmişteki kayıtlarını incelemekle de görevlendirilmişti ve Teddy'nin bilgilerini en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde şaşırdı. Çünkü birinci sınıf öğretmeni: "Teddy zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır.

Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu... Ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu..." diye yazmıştı. İkinci sınıf öğretmeni: "Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen, fakat evde annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve sanırım evdeki yaşamı çok zor." diyordu. Üçüncü sınıf öğretmeni: "Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer bir şeyler yapılmazsa evdeki olumsuz yaşam onu etkileyecek." diye yazmıştı. Dördüncü sınıf öğretmenine gelince: "Teddy içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor, hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor." demişti.

Şimdi Bayan Thompson sorunu çözmüştü ve kendinden utanıyordu. Öğrenciler ona güzel kâğıtlara sarılmış süslü kurdelelerle paketlenmiş yeni yıl hediyeleri getirdiğinde kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Teddy'nin armağanı kaba kahverengi bir kese kâğıdına beceriksizce sarılmıştı. Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi. Bazıları, paketten çıkan sahte taşlardan yapılmış, birkaç taşı düşmüş bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini görünce gülmeye başladılar, fakat öğretmen, bileziğin ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı. O gün okuldan sonra Teddy öğretmenin yanına gelerek; "Bayan Thompson, bugün hep annem gibi koktunuz." dedi. Çocuklar gittikten sonra öğretmen yaklaşık bir saat kadar ağladı. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma, matematik öğretmekten vazgeçerek onları eğitmeye başladı.

Teddy'ye özel bir ilgi gösterdi. Onunla çalışırken zekâsının tekrar canlandığını hissetti. Ona cesaret verdikçe çocuk gelişiyordu. Yılın sonuna dek, Teddy sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biri olmuştu. Öğretmenin, hepinizi aynı derecede seviyorum yalanına karşın Teddy, onun en sevdiği öğrenci olmuştu. Bir yıl sonra, kapısının altında bir not buldu. Teddy'dendi. Tüm yaşantısındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu yazıyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yıl geçti. Notunda liseyi bitirdiğini ve sınıfındaki üçüncü en iyi öğrenci olduğunu ve Bayan Thompson'un hâlâ hayatında gördüğü en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu. Dört yıl sonra, bir mektup daha aldı Teddy'den. O arada zamanın onun için zor olduğunu çünkü üniversitede okuduğunu ve çok iyi dereceyle mezun olmak için çok çaba sarf etmesi gerektiğini yazıyordu.

Ve Bayan Thompson hâlâ onun hayatında tanıdığı en iyi öğretmendi. Daha sonra dört yıl daha geçti ve bir mektup daha geldi. Çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun olduğunu ama daha ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ve hâlâ Bayan Thompson onun tanıdığı ve en çok sevdiği öğretmendi. Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu. Theodore F. Stoddard Tıp Doktoru. Bu hikâye burada bitmedi. İlkbaharda bir mektup daha aldı Bayan Thompson. Teddy hayatının kızıyla tanıştığını ve evleneceğini yazmıştı.

Babasının birkaç yıl önce öldüğünü, Bayan Thompson'un düğünde damadın anne ve babası için ayrılan yere oturup oturamayacağını soruyordu. Tabii ki oturabilirdi. Tahmin edin ne oldu? Bayan Thompson törene giderken özenle sakladığı birkaç taşı düşmüş olan o bileziği taktı, Teddy'nin ona verdiği ve annesi gibi koktuğunu söylediği parfümden sürmeyi de ihmal etmedi. Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken Teddy, onun kulağın,a "Bana inandığınız için çok teşekkürler Bayan Thompson, kendimi önemli hissetmemi sağladığınız için ve beni böyle değiştirdiğiniz için de..." diye fısıldadı. Bayan Thompson gözünde yaşlarla ona karşılık verdi: "Yanılıyorsun Teddy... Ben değil, sen bana öğrettin. Seninle karşılaşıncaya kadar ben öğretmenliği bilmiyormuşum…

Selman DEVECİOĞLU

Düzenleme : 28 Kasım 2019 01:31 Okunma : 632