Ereğli Haberleri

Ereğli Haberleri

14 Kasım 2019 Perşembe
Tarihi ve Kültürü ile Karacadağ
Karacadağ, Konya’nın doğusunda, Karapınar’ın hemen doğu bitişiğinde,  uzunluğu 30, genişliği 14 km olan sönmüş volkanik bir yanardağdır.
Kategori : Ulusal Haberler
04 Kasım 2019 20:50
 
Tarihi ve Kültürü ile Karacadağ

Karacadağ, Konya’nın doğusunda, Karapınar’ın hemen doğu bitişiğinde,  uzunluğu 30, genişliği 14 km olan sönmüş volkanik bir yanardağdır.

Karacadağ’ın yüzölçümü ise, 500 km karedir. En yüksek kesimi, deniz seviyesinden 2025 metre, taban seviyesinden ise 1020 metredir.  Karacadağ çevresinde irili ufaklı tepeler ve uzantılar mevcuttur. Uzun süren bir volkanik patlamanın sonucunda oluştuğu için, üzerinde ve çevresinde püskürtme konik tepeler mevcuttur. Karacadağ ve Hasan dağı arasında, volkanik püskürtmelerden oluşan 55 tane tepe vardır. Bu konik tepelerin en yüksek olanı, Karacadağ’ın 10 km doğusunda yer alan Paşa Tepesidir.

Bir Karacadağ volkan krateri olan Meke Tuzlası, dünyaca ünlü bir turizm alanıdır. Dünyanın nazar boncuğu olarak bilinen Meke Tuzlası, bir göl üzerinde tepe, tepenin üzerinde ise ikinci bir göl barındırır.

İlkçağ döneminde Ereğli, Karaman ve Karapınar bölgesini kaplayan, derinliği 15 metreyi bulan Konya iç denizinin kıyısında yer alan Karacadağ’da, Konya iç denizinin izlerini taşıyan pasif falezler halen görülebilmektedir.  (Ereğli’nin batısında bulunan Akgöl, Konya iç denizinin son kalıntısıdır).

Tarihte yerleşimlerde, suyun bulunduğu alanlar yerleşimde önemli etkiye sahip olmuştur. Karacadağ bölgesine ilk yerleşimler de, Konya İç Denizinin henüz kurumadığı dönemlere denk gelir.

Karacadağ Bölgesine ilk yerleşim, Hititler Döneminde olmuştur. Hititler döneminde ise Konya iç denizi henüz tamamen kurumamıştı. (Ereğli-Kuzukuyusu arasında bulunan çöl alan, Konya İç Denizinin en derin olduğu alanlardan birisiydi ve bugün bahsedilen alandaki çölleşme, iç denizin bataklık kalıntısı olduğundan dolayıdır). Konya İç Denizinin henüz kurumadığı dönemlerde Hititler, Konya ve çevresini sulak ülke olarak adlandırmışlardır. Helenistik dönemde ise yazar XENOPON’un “On binlerin Dönüşü” adlı kitabında anlatıldığına göre, Konya’nın sulak alan olması, bölgeyi Hititler için önemli bir merkez haline getirmiştir.  Tarihi kaynaklarda, Lidya Kralı II. Dorius’un oğlu Cyrus’un savaş zamanlarında ordunun mola yerlerini Konya bölgesinden seçmesi de, bölgedeki su kaynaklarının, ordunun su ihtiyacını karşılayacak derecede yoğun olması etkili olmuştur.

Karacadağ ve çevresi ncelendiğinde, tüm Karacadağ üzerinde büyük bir kntin kalıntıları görülür. Kalıntıların yayıldığı alan incelemesinde, Kuzeyde Arısama Dağı, batıda Kayalı, güneyde Se Kalesi ve Kesmez, doğuda ise Kutören’e uzanır. Karacadağ yüzölçümünü 500 kilometrekare olduğu ve üzerindeki eski yerleşim alanlarının birbirine bitişik derecede yakın olması da, Karacadağ’ın tek bir merkez olarak ele alınmasını sağlamış ve büyüklük bakımından da, dünyadaki en büyük antik kentlerden birisi olarak kabul edilmiştir.

Karacadağ’a ilk yerleşimlerin,  Antik Çağ’da, (M.Ö. 2000’li yıllar) gerçekleştiği düşünülmektedir. Antik Çağ yönetim bölgelerinden Pisidyalılar’ın doğu sınırı olarak belirtilen Karacadağ’ın, Pisidyalılar’ın bir kısmının yerleşimlerine ev sahipliği yapmış olabileceği düşünülüyor.

Karacadağ, tarihi kaynaklarda, üzerinde irili ufaklı 16 adet kale, yüzlerce kilise kalıntısı, 460 adet sarnıç kalıntısı, 10 adet antik höyük ve diğer kalıntıları ile, Hyde (Gölören) merkezli dünyanın en büyük antik kenti olma unvanına sahiptir. Öyle ki, Karacadağ çevresinde en eski yerleşim yeri, Emirgazi ilçesi yakınlarındaki Arısama Dağı’dır. Karacadağ üzerinde bilinen en eski yerleşim yeri ise  Hyde (Gölören) antik kentidir. Üzerinde barındırdığı irili ufaklı antik kentlerle birlikte tek merkez olarak ele alınan Karacadağ’ın antik dönemdeki ismi ise THEBASA’dır.

Karacadağ’da kalıntıları bulunan en eski medeniyet ise Htitler’dir. Bugün Konya’ya bağlı bir ilçe olan Emirgazi ve Ereğli köylerinden Belkaya’da, Hitit yerleşkeleri tespit edilmiş ve bu tespitlerde, döneme ait buluntular elde edilmiştir.

Htitler döneminde bölgede yaşayan halkın Luvi dilini konuştuğu, Helenizm ve Grekçe’nin ise daha sonraki dönemlerde kullanıldığı yönünde bilgiler mevcut. (Karacadağ bölgesinde Hititler döneminde Luvi dilinin konuşulmasının sebebi, tarihî kaynaklara göre, bölgenin Hititler öncesinde Purushanda Krallığının sınırları içerisinde yer alması ve bu dönemde burada yaşayan halkın da Luvi kökenli olmasına bağlanıyor. Bazı kaynaklara göre Luvi halkı, o dönemde Anadolu’nun yerli halkıydı. Bazı kaynaklara göre ise, Luvi halkının Anadolu’ya sonradan göç ettiler, Bizans dönemine kadar da varlıklarını korudular. Hatta aynı kaynağa göre, bugün Karacadağ’da yer alan antik yer isimlerinin bazılarının Luvice olduğu yönünde)

Karacadağ bölgesi tarihi, Hititler dönemi öncesine dayandığı yönünde birçok tarihçinin fikir birliği var. Ancak Hititler öncesi yaşamla ilgili herhangi bir buluntuya rastlanmadığı gibi, bölgede resmi bir kazı da yapılmamıştır. Karacadağ’da kalıntıları bulunan en eski medeniyet Hititlerdir. Emirgazi ilçesi’nde bulunan Hitit Stelleri (sunakları) ve Kıçıkışla (Yağmapınar) höyüğünde bulunan seramik kalıntıları, dönemin buluntularıdır. Kıçıkışla höyüğünde bulunan ve Frgiler dönemine ait olduğu tespit edilen kuş desenli vazo, Ereğli Müzesi’nde sergilenmektedir.  Bölgenin Hitit Medeniyetine ev sahipliği yaptığına dair bir başka belge ise, Hititler ile Arzava Kırallığı’nın birbirlerine karşı yaptığı seferlerde Karacadağ’ın lojistik olarka önemli bir görev üstlendiği yönünde.  Htitlerin Kuruluş dönemini anlatan TELEPİNU isimli fermanda, Htitler tarafından ele geçirilen kentler, Hupişna (Ereğli), Tuvanuva (Kemerhisar), Nenussa (Aksaray) ve Landa (Karaman) olarka sıralanmaktadır. Karacadağ kentinin de, Hupişna (Ereğli) ve Nenessa (Aksaray) fetihleri sırasında Hititlerin hakimiyetine geçtiği bilnmekte. Bir Hitit belgesinde, (KBO VI 28, Öy. 8-9) “Aşağı ülke yönünden Arvalılar geldi ve Hatti ülkesini yakıp yıktı. Tuvanuva (Kemerhisar) ve Uda Şehri’ni sınır yaptı.” deniliyor. (Uda Şehri, Emirgazi yakınlarında bir antik kenttir)

Öte yandan, Tarhuntassa Kralı Kurunta ile Hitit İmparatoru IV Tuthalıa tarafından yapılan bir anlaşmada, Uda Şehri’nin Fırtına Tanrısı ile Tanrıça Hepat’ın hazır bulunduğundan bahsedilmesi, Karacadağ’ın, dini olarka da önemli bir konuma sahip olduğunu gösteriyor.

Karacadağ üzerinde ilk araştırmalar, William Ramsay (1851-1939) ve Bayan Gertrude (1868-1926) tarafından yapılmıştır. Ancak o dönemde Karacadağ’ın tenha ve yer yer sık ormanlıklardan oluşması nedeni ile ören yerleri ve yüksek kesimleri gezilememişti. Karacadağ üzerinde ikinci araştırmaların, 1900’lü yılların başında başladığı biliniyor.

Kaynak: Mesut Şahin (Tarihi ve Kültürü ile Karacadağ.2017)

 

Okunma : 21363
Foto galeri
AYD HABER İÇİ SAĞ
zafer eğitim
Gündem haberleri
5 günde 5 derece sonra yağmur…
10 Kasım 2019 Okunma: 4209 Gündem
20 yaşında ki gencin hazin ölümü
11 Kasım 2019 Okunma: 3477 Asayiş
12 yaşındaki çocuk balkondan düşerek ağır yaralandı
11 Kasım 2019 Okunma: 3293 Asayiş
Son dört günün en çok okunan haberlerini gösterir
Ayın en çok okunan haberleri için tıklayın