Hayalistan | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Hayalistan | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

15 Ağustos 2018 Çarşamba
Hayalistan

Bir sabah mahmurluğunda, düşüncelerime taciz edenlere, minnettar bir ruh halinde uyanıyorum.

Bunca yaşam sevinçli kimseler arasında, yaşamdan utanıyorum.

Ben var olurken, bilmem hangi yasanın hangi kararına uygun bir vaziyette,

Birkaç tırnak izi işliyor bir bedene, oysa ziyadesiyle absürt duruyor o ette.

Bir bocalama arasında, duygusal anılar ile öyle bir anda,

Kendim olamama sorunsallarım var.

Biraz kaçık, biraz deli hallerimi saymazsak;

En az anormaller kadar normalim.

 

Sonra ben hiç gitmediğim topraklarda, ormanda kesik bir ağaç oluyorum.

Dibime oturan çiftlere, tepeme veren ışık huzmelerine hayran kalıyorum.

Ve sonra ben, hiç görmediğim bir bedende, ikilemsel ruhlarla dövünüyorum.

Hırpalanmış yerlerimden dökülüyor hislerim.

Bir kadın oluyorum, birkaç sokak arasında takip edilme hissi ile korku duyan.

Bir ana oluyorum, çocuğu aç kalır diye, tabağından arttıran.

Bir çocuk oluyorum, küçük yaşta dövülen, ezilen, olgun bir bedene sığan, küçük bir işçi olanından.

Ölüm oluyor, yaşamı korkutuyorum.

Saklambaç oynamak varken, yaşambaç oynuyoruz.

Bir sınav diyorum, bütün bu olanlar.

Belki de en rahatlatıcı ve bir yandan, en içe batıcı olmasını tercih eden, ahmak vaziyetimle.

Sonra ben, vakitsiz bir anda duruluyorum.

Dingin bir hale giren çocukluğum siniyor, gözümün perdelerine.

Ve o kapı dibinde kaç defa dinlediğimi bilmediğim, bilinçaltıma işleyen ağlamalar sağır eder kulaklarımı.

Koridordan her salona koşuşumda;

Ardıma sığınak olan bir yalanla tökezliyorum:

Her şey güzel olacak.

Büyüdükçe nüfus kâğıdına bağlı bir vaziyette, küçülmüşüm de gözükmez olmuşum, bir başıbozuk bilinmezlikte.

Bir anda uyanıyorum kâbuslardan, utanıyorum yasaklarla dizginli yaşamlardan.

Uyuyorum geçmiyor, uyanıyorum bitmiyor.

Sonradan anlıyorum, her güzel; son bulacak.

Ama geç.

Ama güç.

Ama suç...

Kendime gelemeden, daha demsiz bir pazar öğlesinde,

Sirenlerle dolu dünyama "Hayalistan" deyip de geçiyorum.

Bir önsöz yazıyorum, son göz tabutsal soğukluk içerisinde:

Kötü kimselere yer yok, iyilere yaşam hakkı çok.

 

Sonra ben, ölmek istiyorum.

Sonra ben, istemeden ölüyorum.

Sonra çelişiyorum.

Bir bilinmezlik, alıyor başımı götürüyor.

Sonra ben, ben olamıyorum.

Korkuyorum.

Yetememekten…

Ya da ölmekten.

Sonra iç seslerimle, ruhsal çöküntüler maçında kapışıyoruz, yankı yapmaz bir alanda.

"Hangimiz daha acılı ?"diye yarışlarımız var.

Siz bilmezsiniz.

Tam o anda,

İçimde bir karıncalanma oluyor.

Ürperiyorum.

Bir yaz akşamında üşütüyorum.

Bir kış akşamında terliyorum.

Sanırım ben,

Deliriyorum.

Ve sonra ben,

Durmak bilmeyen bir kır yamacında, bayır aşağı koşturuyorum.

Çocukluğumun yarısını, bir saman altına saklıyorum.

 

Sonra ben, güven duyuyorum;

İnsana,

Yakına,

Var olana.

Tarla ortasında, benden kopuşlara hüzünleniyorum.

Adımı "Hüzne Aç" belliyorum.

Sonra ben bekliyorum.

Giden gelir diye.

Yanılıyorum…

Çocukluk aklımla, büyüklük ruhumla bir Araflıkta,

Ağlıyorum,

Susmadan, acıkmadan, uykusuz kalmadan.

Kavrulmuş çocukluğa meze oluyor, savrulmaya müsait yaşlarım.

 

Sonra ben, beli bükük bir ihtiyar oluyorum.

Geçmişi düşlüyor, yarını düşünmek istemiyorum.

Sonra ben, umutsuz yaşayan, bir kanser hastası oluyorum.

Hastane köşelerine sinen benliklerim,

Dökülen kişiliklerim ile

Bir yetersiz birey oluyorum.

Sonra ben, Down sendromlu;

Çocuklu mutluluklar oluyorum.

Sonra ben, olamıyorum.

Kendim olamadan, başkası olma;

Yettirip de arttırma girişimlerimi saymazsak;

En az ölümlü kimseler kadar yaşam sevinçliyimdir.

 

Uç tarafına karalar bağladığım, ölümler yazdığım, bir jeopolitik hissiyatlar coğrafyasında,

Üç tarafıma acı döktürüyorum.

Nazarımdan çok, azarlarım çıksın diye.

Kulağımı paslayan haykırışlara, bel bağladım.

 

Sonra ben vasıfsız oluyorum.

Vasfa değmiyor, biri bile olamıyorum.

Sonra ben, sen oluyorum.

Sonra ben, senelerce senliklerde sendeliyorum.

Sonra ben, bilmem hangi yasaklı sözlükte karşılığımı arıyorum.

Sonra ben, edersiz bir değer oluveriyorum.

Önce korkuyorum, bütün yaşantılarda.

Sonra kokuyorum, bekleyen bir leş soluksuzluğunda.

Sonra ben,

Eriyorum...

Ve ben,

Önce deliriyorum,

Sonca ölüyorum...

"Ölen sağ olsun, kalan ölüler bizimdir..."

Okunma : 15062