Sessiz Dünyanın Çığlığı | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Sessiz Dünyanın Çığlığı | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

27 Nisan 2018 Cuma
Sessiz Dünyanın Çığlığı

SESSİZ DÜNYANIN ÇIĞLIĞI (Bir Başarı Öyküsü)…

Günlük yaşantımızda engelli bireyleri çoğumuz görmüşsünüzdür. Kimi zaman elindeki beyaz bastonuyla yürüyenleri kimi zaman söylemek istediği şeyleri işaretle anlatmaya çalışanları kimi zamanda tekerlekli sandalye ile karşısına çıkan engeli aşmaya çalışan engelli bireyleri... Hayatta bazı bireyler engelli olarak dünyaya gelmekte bazıları da sonradan engelli olmaktadırlar her ne şekilde olursa olsun bir bireyin engelli olarak yaşamını sürdürebilmesini çok zordur.

Onların çektiği sıkıntılar yetmezmiş gibi bazı kişilerin düşüncesiz ve sorumsuz davranışları kırıyor, üzüyor bu kardeşlerimizi.

Ne onlar bilebilirdi engelli olacaklarını ne de bizler biliriz olup olmayacağımızı. Engelli bireylerimizi hayatlarımı zorlaştırmak yerine kolaylaştırmalı ve topluma kazandırmalıyız. Engelli arkadaşlara elimizi uzatmalı onları korumalı onlardan kaçmamalıyız engellilere acımak yerine onlara değer vermeliyiz.

Değer vermeliyiz!!!

İşte kilit nokta burası… Bu insanların kendilerine değer verildiklerinde neler yapabileceklerini düşündünüz mü hiç? Gelin bir örneğe bakalım.

Mustafa EPİK…

1981 yılında senin benim bizim gibi dünyaya gözlerini açtı. Hayatı gayet normal seyrinde ilerlerken 11 yaşında arkadaşlarıyla oyun oynarken beton bir zemine düştü ve başını çarptı.

İşte hayatının dönüm noktası bu oldu.

Kendine geldiğinde etrafında herkes susmuştu. Çevresinde kimse konuşmuyor, kuşlar ötmüyor, arabalardan korna sesleri gelmiyor… Dünya sessizliğe gömülmüştü adeta. Anlayacağınız üzere işitme yetisini yitirmişti Mustafa Epik…

Artık dünya sessizdi onun için… Hayata karşı küsmedi. Annesinin çaba ve gayretleriyle eğitimine devam etti.

“Bir ara bu çocuğu bu okulda deneyelim okuyabilirse devam edelim okuyamazsa okuldan alırsınız.” Sözleri karşısında deneme tahtasına döndüğü lise hayatını okul birinciliğiyle tamamladı. Evet deneyelim dedikleri çocuk okul birincisi olmuştu. Daha sonra üniversite hayatına devam etti şuan ikinci üniversitesini okumaktadır.

 

Nasıl mı? 17 yaşına kadar dudak okuma yöntemiyle hayatına devam etti. Daha sonra işaret diliyle hayata sıkı sıkıya bağlandı ve kendini işitme engellilere adadı.

İşaret dili konusunda işitme engelliler konusunda ulusal ve uluslararası boyutta çalışmalara katıldı.

2007 yılında İspanya’da yapılan Dünya İşitme Engelliler Kongresinde Türkiye delegesi olarak görev yaptı.

2012 yılında Türkiye İşitme Engelliler Milli Federasyonu yönetim kurulu üyeliğine seçildi.

2012’de İşaret Dili Eğitim Merkezi kurdu ve eğitmenliğini yaptı.

2013’de Diyanet İşleri Başkanlığı öncülüğünde Türk İşaret Dili Dini Kavramları Sözlüğü komisyon üyesi oldu.

2014 Yılında Engelleri Aşanlar adlı kitapta kendisine yer verildi. Çalışmaları anlatıldı.

2014 yılında YÖK İşaret Dili Kılavuzu ve Sözlüğü çalışma grubuna üye olarak davet edildi.

2015 yılında Sağırlar Federasyonu Başkan Yardımcılığı görevine seçildi.

2016 yılında Engel Olma Destek Ol kitabını yayınladı ve kısa zamanda ikinci baskısı yapıldı.

Başarı öyküsü dolu bu yazımı Mustafa Epik’in kitabından kısa bir pasajla noktalamak istiyorum.

 

İşitme engelliliği ve işaret dilini anlattığım bir konferanstan sonra soru cevap kısmına geçtiğimiz de birçok soru soruldu. 

Ve bir soru…

Soru: Eğer duyabilseydiniz ilk önce neyi duymak isterdiniz?

Cevap: Çocuğumun sesini duymak isterdim…

Bir bebeğiniz var, ağladığını, güldüğünü, sesini duyamadığınızı düşünün. Gece bebeğiniz uyanıyor ağlıyor ve siz bunu duyamıyorsunuz. Ve sabaha kadar bebeğiniz ağlarsa diye eşinizle nöbetleşe bebeğinizin başında nöbet tutuyorsunuz. Bir gece değil iki gece değil her gece… Bu ve bunun gibi birçok acı gerçek…

Duymamak, böyle acıları içinize gömmektir.   

Ahmet TÜRK

 

Düzenleme : 16 Aralık 2017 03:07 Okunma : 4277