Üşüyorum Demeyin Arkadaş! | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Üşüyorum Demeyin Arkadaş! | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

27 Nisan 2018 Cuma
Üşüyorum Demeyin Arkadaş!

“Allah-u Ekber!” nidaları dağ gibi

Elmas mı yağıyor gökten çığ gibi

Vatan aşkı kaynar yanardağ gibi

Kendini buzlara kattın Mehmet’im!

Allah-u Ekber şahit , ağaçlar, taşlar..

Kalkamadı kaldı secdede başlar

Ağladı gök kubbe, bitkiler, kuşlar…

Bütün Türkistan’ı yaktın Mehmet’im!

Sinemizde bir yaradır Sarıkamış…

Sıcacık evlerimizde sıcacık çaylarımızı yudumluyoruz. Dışarıya iki parmak kar yağdığı zaman kendimizi kedi gibi kaloriferin sobanın başında buluyoruz.

Beyaz esaret diyoruz, beyaz afet diyoruz on cm kar yağdığında oysa afet ne demek bilmiyoruz.

Yıl 1914…

Nice Mehmetler aşkını kalbine gömüp, üzerini daha katmerli bir aşkla örtmeye çalışmaktadır.

VATAN AŞKIYLA…

Nice ana kuzusu O’na ulaşmak için Allah-u Ekber dağlarının yoluna düşer…

“Sarıkamış”

Tarihimizin, kalplerimizde açtığı en derin yara.

Türk ordusu Rusları Kars’tan, Ardahan’dan, Sarıkamış’tan atmak için üç bir koldan taarruz ediyor.

Ama gel gelelim Mehmetçiğin başına yağmur gibi kurşun değil kar yağıyor.

Milyonlarca kar tanesi, o nar tanesi nur tanesi anneciğinin bir tanesi Mehmetçiğin başına afet olmuş yağıyor.

Mehmet aç…

Mehmet çıplak…

Üzerlerinde incecik yazlık elbise, ayaklarında yırtık pırtık çarıklarla yürüyorlar o huu huu esen tipinin ayazın altında…

Napolyon, “Askerler mideleri üzerilerinde yürürler. Doyuracaksın ki savaşsınlar.” demiş.

Halt etmiş…

 

Mehmetçik kalbi üzerinde yürüyor. Karnını sıcak çorbayla değil, kalbini vatan aşkıyla doldurup da yürüyor…

Bizim âşık Mehmet elinde mavzeri, en ön safta düşman üstüne yürüyor.

Sevdiği geliyor aklına.

Yürüyor… O yağdıkça metreleri iflas ettiren, antifrizler donduran karın üstünde…

O öpülesi ayaklar bileklerinden morarmaya başlıyor.

Mehmetçiğin umurunda mı?

Gerekirse ayaklarımı bileklerimden keserim, yine de sürünerek düşman üzerine yürürüm diyor…

Kar… Kar…

Mermi olmuş, havan olmuş, alev olmuş Mehmetçiği yakıyor…

Gökyüzünden düşen her bir kar tanesi gözyaşlarını tutamıyor. Bu defada o gözyaşları donup Mehmetçiğin o tertemiz alnına düşüyor…

Mehmed’im en önde bata çıka yürüyor…

Bakıyor uzaklara…

Beyaz… Beyaz… Beyaz…

Mehmet’imin ayakları duruyor, kalbi yürüyor ama ayakları duruyor…

İşte o anda çıkarıyor mavzeri ayaklarına uzatıyor, ‘yürü yürü kopasıca ayaklarım yürü’ diye haykırıyor…

Bu manzarayı gören çam ağaçları o dökülmesi imkansız yapraklarını üzüntüden döküyor…

Ulu çınarlar hüngür hüngür ağlıyor…

Mehmet’in ayağı kardan çıkamıyor.

Ayağına giymiş kara yemeni sallanma Mehmet’im öldürdün beni…

Mehmet o bembeyaz karların içine düşüyor.

Yer beyaz, gök beyaz, sağ beyaz, sol beyaz…

Mehmet’im kalkıyor… Ama kar…

O yazlık lime lime olmuş asker kaputunu delip de geçiyor.

Kar Mehmet’in boyuna geliyor.

Mehmet’i içine alıyor.

Mehmet yok oluyor…

 

Sonra bir Mehmet daha… Bir Mehmet daha… Bir Mehmet daha…

Düşen her kar tanesinde bir Mehmet düşüyor…

90 bin kar tanesi… 90 bin nur tanesi…

Su oluyor… Toprak oluyor… Yok oluyor… Var oluyor…

‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme tanı’ diyor bir başka Mehmet…

‘Düşün altında binlerce kefensiz yatanı’

‘Sen şehit oğlusun incitme yazıktır atanı’

‘Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı’

22.12.2017

AHMET TÜRK

Düzenleme : 23 Aralık 2017 03:03 Okunma : 4636