Hastalıklar ve Hasta Ziyaretleri | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

Hastalıklar ve Hasta Ziyaretleri | Ereğli Haberleri - Haberiniz Olsun

18 Haziran 2018 Pazartesi
Hastalıklar ve Hasta Ziyaretleri

HASTALIKLAR VE TOPLUMDA KAYBOLMAYA YÜZ TUTAN HASTA ZİYARETLERİ

Hastalıklar, aziz ve celil olan ALLAH’tan gelen hediyelerdir. Allah (c.c.) kulunun affını veya derecesinin yükselmesini, murat ettiğinde ona hastalık vb. musibetleri müptela eder. Sabır ve tahammül gösteren affolunur veya derecesi yükselir. Bu sebeple hastalık Rabbimizin kullarına bir hediyesidir. Ayrıca, vücudun zayıf, aklın mağlup, nefsin isteklerinin en düşük olduğu bir süreçtir hastalık.

Vücut sarayı iyi ve sıhhatli olduğu zaman, nefsin en kabarık olduğu bir dönemden geçmektedir insan. Kur’an-ı Kerimindeki “Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme! Çünkü sen asla yeri yaramazsın ve boyca da dağlara erişemezsin.” (İsra Suresi, 37.) ayetinde yüce ALLAH insana anladığı dilden konuşuyor. Hasta kendi âcizliğini, yakınlarının da ona fayda vermeyeceğini anlar. Çünkü sıhhatli bir insanın, hastanın hâlinden anlaması zor, belki de imkânsızdır. Hani Nasreddin Hoca “Damdan düşenin hâlinden yine damdan düşen anlar.” diyerek bir nükte ile seslenmiştir halka.

Hasta yemeden içmeden kesiliyor, yediği yiyeceklerin tadını alamıyor, ağzının tadı olmuyor, yakınlarından da ilgi bekliyor. Hanımın, beyin, oğlun, kızın, gelinin, damadın hatta anan baban da seni anlamaz. Hasta âcizliğini anlar ve tek çarenin Allah’tan olduğunu bilir.

Şair demiş ya:

“Aşan bilir karlı dağların ardını,

Düşen bilir ızdırabın hâlini,

Çeken bilir ayrılığın derdini”.

Mısır tarihinde, Firavunlardan birinin ömründe hiç başı bile ağrımamış, bu yüzden Firavun yaratıcılık iddiasına girişmiş, onu yaratanı hatırlamamış, kibirinden zelil olmuştur. Hastalığımız bizlere Yaradıcımızı anımsatır. Tabii ki, hayat kavgamıza ara vermemizi, dünyalıklardan sıyrılıp hakka dayanmamızı sağlar.

Konumuzla ilgili, rahmetli bir büyüğümün her fırsatta bizlere anımsattığı bir atasözü vardır ve biz her hatırladığımızda o sözü zikredip dilimize ve gönlümüze şiar edinmişizdir: İnsana güvenme ölür, ağaca yaslanma kurur, duvara dayanma yıkılır, Hakka dayan olursun arslan.

Atasözü bize o güzel Yaradıcımızdan başka güvenecek sığınacak kimsemizin olmadığını ve bu dünyanın bir misafirhane olduğunu anlatır gönüllerimize. Paranın, makamın geçici olduğunu söyler yüreklere.

Hasta sabır ehlidir. Hakka teslim olarak vesilelere sarılır. Hadis-i Şerif’te, “Hastanın iniltisi tespih, sesi tahlil, nefesi sadaka, uyuması ibadet, bir yandan diğer yana dönmesi Allah yolunda savaşan kulun cihadı gibi kılınmıştır” buyurur PEYGAMBER Efendimiz.

Ve bir kimse hasta olarak imanlı bir şekilde kavuşursa ALLAH’a şüphesiz baki dünyada mükâfatının verileceği söylenir tüm kaynaklarda. Allahu Teala keremiyle maddi hastalıkları manevi marazların tedavisine ve kulun kurtuluşuna vesile kılmıştır.

Hastaya yakışan hastalığa tahammül, Allah’a hamdüsena ve onun mükâfatından istifade etmesidir. Sağlıklı insanların üzerine düşen vazife ise, hasta ziyaretlerini ihmal etmeyip onları güzel sözlerle teskin etmektir. Bu konuyla alakalı olarak Hadis-i Şerif’te buyruluyor ki: “Hastayı ziyaret eden kişi, ziyareti sabah yapmışsa akşama kadar bir grup melek onun için istiğfar ederler. Eğer akşam yapmışsa sabaha kadar bir grup melek onun için istiğfar ederler”. Tabii ki ziyaretin efdal olanı kısa olanıdır, denilmektedir. Bu yüzden de ölçüyü kaçırmadan, söz ve fiillerimize dikkat etmeli, kişiyi rahatsız etmekten kaçınmalıyız.

Selman Devecioğlu

Okunma : 1954